Yeni hakem olan gençlerin ilk hayali, aday hakemlikten sonra kokart takarak il hakemliğine geçmektir.
O kokart takıldıktan sonra hedefler tek tek büyür. Önce profesyonel maçlar daha sonra süper lig ve zirve ise “FİFA KOKARTI” dır.
Genç hakemlerin hayallerinde bunlar var.
Günümüz şartlarında futbol bir endüstri haline geldi. Eskiden hakemlik hobi iken bugün ekmek kapısı haline geldi. Hem de yağlı ekmek kapısı.
Bugün Süper lig hakemlerinin yüzde 97’si hakemlikten kazandığını kendi mesleklerinden kazanamaz.
Örneğin en çok kazanan Cüneyt Çakır, sigortacılık yapıyordu hayatında hiç ayda 140 bin liralık poliçe kesmiş mi?
Ali Palabıyık, öğretmen iken ayda 90-100 bin lira maaş almış mı?
Keza Yaşar Kemal Uğurlu, hakemlikten kazandığını mesleğinde kazanmış mı?
Kazandıklarını hiç sanmıyoruz. Şöhret olmak ve şöhret olmayı istemek suç değil, aşağılanacak bir şey hiç değil. Düşünsenize; Ünlü olmak, güzel para kazanmak, bir şeylere sahip olmak, insanlar tarafından sevilmek, beğenilmek, izlenen olmak ve en önemlisi bütün bunları elde etmek için sadece az hata yapan hakem olmak gerekiyor.
İyi de yukarıda ki sayı az ve rakiplerin var. Şöhret denen duygusal hastalık beraberinde ayrılık, kıskançlık, hayal kırıklıkları, depresyon, yalnızlık da getirebiliyor.
Buradan genç hakemlere örnek teşkil etsin diye son günlerin tartışılan hakemi Ali Palabıyık’ı masaya yatıralım istedik.
ALİ PALABIYIK KİMDİR?
1981 Ankara doğumlu olan Ali Palabıyık, hakem ve ilkokul öğretmeni olarak bilinir.
Genç yaşta amatör olarak kalecilik yapan Palabıyık, bir süre sonra futbolu bırakmış ve hakemlik kursuna yazılmıştır.
İlk maçı Gençlerbirliği ve Trabzonspor arasında gerçekleşmiştir. Bu deneyimi yaşadığında henüz 21 yaşındadır. Çıktığı ilk süper lig maç müsabakası ise Gençlerbirliği ve Ankaraspor arasında gerçekleşmiştir.
Palabıyık bu müsabakada Bülent Yıldırım’ın yardımcı hakemi olarak görevlendirilmiştir. İlk orta hakemlik tecrübesini ise 2012’de Mersin İdman Yurdu ve İstanbul Büyükşehir Belediyespor arasında oynanan maç ile yaşamıştır.
Bu maç Mersin İdman Yurdu’nun 2 gol atmasıyla son bulmuştur. Palabıyık bu maçta toplamda 7 sarı kart göstermiştir.
Futbol müsabakalarının sevilen yüzlerinden olan Ali Palabıyık FIFA kokartı takan hakemler arasında yer almayı başararak Türkiye Futbol Federasyonu ile ilk kez profesyonel anlamda anlaşmıştır.
BAŞARILI OLACAĞINI YILLAR ÖNCE SÖYLEDİK
Yıllar önce Ankara hakemlerinin sezon açılışına davet aldık ve başkente gittik. Duayenlerden Talat Tokat, Ahen Tüzün, Zihni Aksoy, Seyfi Gözaydın, eski hakem işleri müdürü Özcan Ergül ve çok sayıda hakem ve gözlemcinin olduğu yerde bana bir soru soruldu.
Bu 2 genci görüyorsun biri Ali Palabıyık diğeri ise Yaşar Kemal Uğurlu idi. İkisi de C klasmanı hakemi.
Sen gençleri iyi takip ediyorsun bunlardan hangisi daha çabuk ünlü olur dediler.
Hakemlerin yanımızda olmadığı bir anda ben; direk Ali Palabıyık dedim.
Neden dediler?
Ben de şunları söyledim.. Eski UEFA As Başkanı Şenes Erzik, Eski MHK Başkanları Hilmi Ok ve Bülent Yavuz ve bazı Avrupa hayranlığı olan kişiler manken gibi hakemleri yukarılarda görmek istiyorlar dedim.
Ali Palabıyık daha estetik Yaşar Kemal Uğurlu daha uzun boylu Ali daha şanslı dedim. Ve dediğim de çıktı. Ali Palabıyık basamakları birer birer tırmanarak zirveye çıktı. İlk yıllar çok güzel hakemlik yaptı. Daha sonra Ali Palabıyık çok tartışılır hale geldi.
Peki, ne oldu da Ali Palabıyık değişti?
Aklımıza bazı sorular geliyor. İsterseniz biz soralım o cevap veremez ama okuyucularımız bari cevap versin.
Ekonomisi zayıftı hakemlikten iyi para kazanınca havalara mı girdi?
*Hakem camiasında bulunan bazı kişilere karşı bakış açısı mı değişti?
*Oralara çıkarken kendi başına mı çıktı?
*Durumu iyi olunca sık sık araba mı değiştirmeye başladı?
*Gerek federasyon gerekse dışarıdan hatırı sayılır kişilerle dostluklar kurmaya mı başladı?
* Sosyal çevresi konusunda değişimlere mi uğradı?
Bunlar sorular bir de saha içini irdeleyelim..
Ali Palabıyık, çok çabuk kart gösteren birisi. Saha içerisindeki otoritesini kartlarla kurmaya çalışmıyor mu?
Saha içine baktığımızda Palabıyık’ın kendinin iyi bir hakem olduğuna inandığı tek bir olay var. O da Kartlarına başvurması.
FİFA kokartlı hakemler arasında Halil umut Meler ile rekabete girdi. Bu rekabette geri kaldı.
Halil Umut Meler’i İzmir itekledi. Ege rüzgârı iyi esti. Meler, arkasına aldığı rüzgâr ile ön plana çıksa da önce çok büyük kırılmalar yaşadı. Morali bozuk olmasına rağmen, karakteri düzgün olması ve dış etkenlerden az etkilenmesi nedeniyle toparladı ve şuanda ülkenin 1 numaralı hakemi konumuna geldi.
Ali Palabıyık’ta ki değişimi gören Ankaralı yöneticiler Ali Palabıyık’a sahiplenmediler veya çok az sahiplenen oldu.
Bazı kişiler Avrupa ile ülkemiz şartlarını kıyaslamasınlar.
Mesela, Cüneyt Çakır, Dünyanın sayılı hakemleri arasına girdi. Şampiyonlar liginin aranan hakemleri arasında en üst sıralardaydı. Yurt dışında süper maçlar çıkarırken ülkemizde neden başarısız oldu?
Bu soru aslında sporda ülkemizin içinde bulunduğu durumun bir göstergesi değil mi?
Cüneyt Çakır, saha içerisinde o kadar büyüdü ki.. Ama saha dışı olaylara girince hakem camiasından bazı kesimlerden tepkiler çekmeye başladı.
Kendine özel bir aile oluşturdu. Kendine yakın bir grup oluşturdu. Bu grubun klasman yükselmesine ve iyi maçlar almaları için ortam yarattığı ve başrol oynadığı iddiaları hep konuşuldu.
Saha içi liderliği kalmadı ve saha dışı liderliğe soyundu. Bu durum fazla cephede savaşmasına ve mücadele etmesine neden oldu. Bu da ülke içindeki performansını düşürdü.
Ali Palabıyık da Cüneyt Çakır ile içiçe olduğu da biliniyor.
Ali Palabıyık’ı 8 Mart olayı da çok etkiledi. Biranda kavuştuğu şöhreti kaybetmekle karşı karşıya kaldı.
Şöhret olmak zordur. Şöhreti yönetmek daha da zordur.
Para işin içine girdi mertlik bozuldu. Ego ağır basmaya başladı.
Şöhret ve ego konusunda başarılı olamadı.
İyi bir hakem çok kart gösteren midir?
Hugh Dallas, bir seminerde şunları söyledi; Türkiye’de hakemler yarım faule düdük çalıyor. Gereksiz kartlar gösteriyor.
Bu ne demek? 12. Kuralda hata yapıyorlar demek. İyi hakem Fauller ve fena hareketleri iyi uygulayan hakemdir.
Kıssadan hisse başarılı hakem olabilirsiniz.
Planlarınız da psikolojik destek almak da olsun. Psikolojik destek almada sakın çekinmeyin.
Bir de şu sözü unutmayın: "Zirveye çıkarken gördüklerine selam vermeyi unutma, inerken de aynı yolu kullanacaksın”.
BU SÖZLER KULAKLARINIZA KÜPE OLSUN!
Büyük olmak için hiç kimseye iltifat etmeyeceksin; hiç kimseyi aldatmayacaksın. Ülke için gerçek amaç ne ise, onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen bunlara karşı direneceksin. Önüne sonsuz engellerde yığılacaktır. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, araçsız, hiç sayarak, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak, bu engelleri aşacaksın. Bundan sonra da sana büyük derlerse... Bunu söyleyenlere gülüp geçeceksin.
M. Kemal Atatürk