TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU STATÜSÜ ’ne göre federasyona üye olarak kimler var?
a)Türkiye Profesyonel futbol liglerinde yer alan kulüpler;
b) Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu;
c) Profesyonel Futbolcular Derneği;
d) Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği;
e) Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği;
f) Bünyesinde futbol faaliyeti bulunan engelliler spor federasyonları;
g) FIFA veya UEFA İcra Kurulu’nda aktif görev yapan kişiler;
h) FIFA veya UEFA’nın komitelerinde fiilen en az 10 yıl görev yapan kişiler;
i) Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığını asaleten yapmış kişiler;
j) Genel Kurul tarafından üyeliğe kabul edilecek diğer kişiler..
Futbol Federasyonu bünyesinde olan yukarıda isimleri yazılı olan birimler her türlü federasyon tarafından da denetlemeye tabidir.
Buna bir anlamda TFF'ye BABA diğerlerine evlat gözüyle bakabiliriz..!
BABA, tüm evlatlarına aynı oranda değer vermek, onları aynı kefeye koymak zorunda değil mi?
Aşağıda yazdığımız yazıda bunun böyle olmadığını anlatmaya çalışacağız.
AYNI MADDE, FARKLI KADER: BAHİSTE ADALET KİMİN İÇİN?
Türk futbolunda adalet terazisi bir kez daha tartışma konusu. Bahis skandallarıyla gündeme gelen 57. madde, kâğıt üzerinde herkes için aynı gibi görünse de uygulamada iki ayrı dünya yaratıyor: Futbolcular için “geçici ceza”, hakemler için ise “meslekten ihraç”.
Profesyonel Futbol Disiplin Talimatı’nın 57. maddesi açık. Futbol müsabakalarına ilişkin bahis oynayanlar için 3 aydan 1 yıla kadar men veya hak mahrumiyeti öngörülüyor. Ancak iş uygulamaya gelince tablo dramatik biçimde değişiyor. Aynı maddeden ceza alan futbolcu çoğu zaman 45 günle sahalara dönüyor, hakem ise 8-10-12 ay men alıyor, üstüne bir de fiilen hakemliği bitiyor.
Burada durup sormak gerekiyor:
Suç mu farklı, yoksa fail mi?
HAKEM İÇİN CEZA, FUTBOLCU İÇİN UYARI
Futbolcu 45 gün sonra formasını giyiyor, transfer yapabiliyor, kariyerine kaldığı yerden devam ediyor. Hakem ise uzun süreli ceza sonrası (tek seferde 45 gün toplamda 90 gün) “güven kaybı” gerekçesiyle bir daha klasman yüzü göremiyor. Yani hakem için ceza sadece süreyle sınırlı değil; mesleki idam anlamına geliyor.
Oysa bahis oynama fiili açısından bakıldığında, suçun özü değişmiyor. Bahsi oynayan futbolcu da oyunun içinden biri, hakem de. Hatta şu soruyu sormak bile mümkün:
Sahada sonucu doğrudan etkileyen futbolcuya hafif, adaleti temsil eden hakeme ağır ceza vermek gerçekten caydırıcı mı?
“HAKEM DAHA TEMİZ OLMALI” KOLAYCILIĞI
Savunma hazır: “Hakem daha dikkatli olmalı, daha temiz olmalı.”
Elbette öyle. Ama bu söylem, orantısız cezayı meşrulaştırmaz.
Disiplin hukukunda temel ilke bellidir: Eşit fiile eşit ceza.
Aksi hâlde talimat değil, keyfiyet konuşur.
Bugün hakemlere verilen ağır cezalar, aslında adalet duygusunu güçlendirmiyor; tam tersine hakem camiasında korku, güvensizlik ve yalnızlık yaratıyor. Bu ortamda genç hakem yetişmez, mevcut hakem korunmaz.
ASIL SORUN: TALİMAT DEĞİL, UYGULAMA
Buradaki sorun sadece talimat maddesi değil; TFF’nin yorum farkı. Aynı 57. madde, futbolcu için “ALT SINIR”, hakem için “ÜST SINIR”dan işletiliyor.
Bu durum açıkça çifte standart değil mi?
Üstelik kamuoyuna verilen mesaj da sorunlu:
“Futbolcu hata yapabilir, hakem yapamaz.”
Oysa futbol, bir ekip oyunudur. Adalet de öyle.
ÇÖZÜM NET: EŞİTLEME ŞART
TFF’nin yapması gereken nettir:
– Ya futbolculara uygulanan cezalar ağırlaştırılmalı
– Ya da hakemlere verilen cezalar orantılı hâle getirilmeli
Aynı madde, aynı fiil, aynı yaptırım.
Aksi hâlde 57. madde, bahisle mücadele aracı olmaktan çıkar; hakem tasfiye maddesi olarak anılmaya devam eder.
Türk futbolunun adalete ihtiyacı var.
Ama adalet, sadece sahada değil, talimatlarda da eşit olmalı.
Bu konuda Merkez Hakem Kurulu’na (MHK) şöyle bir görev düşüyor; Futbol Federasyonu yönetim kuruluna MHK talimatının değişmesi cezaların orantılı hale gelmesi için başvurmaları gerekir. Tüm hakem camiasının beklentisi budur.