Hakem camiasının değerli mensupları.. Her sezon sonu yaklaştığında, hakem camiasında ve spor kamuoyunda bir kıpırdanma olur. Bu sene de aynı senaryolar yaşanıyor. Fakat bu sene ki daha çarpıcı olmaya başladı. MHP Milletvekili Eski Milli Futbolcu Saffet Sancaklı, meclis kürsüsünden ses getiren bir konuşma yaptı. Kulüplere uygulanan vergi kolaylığına karşı çıkan MHP Milletvekili, TFF Başkanı Yıldırım Demirören ve ekibine sert bir dille yüklendi. Saffet Sancaklı, 'TFF Başkanı Yıldırım Demirören ve ekibi Türk futbolundan pılını pırtısını toplayıp, defolup gitmeli' ifadelerini kullandı.
Daha sonra Rıdvan Dilmen, federasyonun çok yanlışlar içerisinde olduğunu ve sezon sonu bırakmaları gerektiğini söyledi.
Bu söylemlere hakem camiası da kulak kabartıyor. Çünkü onları da ilgilendiriyor. MHK değişir mi? Klasmanları kimler yapar? Kurullara kimler gelir? Diye merak ediyorlar.
Yıllar süren arkadaşlıklara gıptayla bakar olduk. İlişkiler artık kısa sürüyor.
Neden? Çünkü karşımızdakinden verebileceğinden daha fazlasını ister olduk. Çünkü menfaatler ilişkimizden daha önemli hale geldi. Toplumlarda insanların büyük çoğunluğu dünyada kendileri için mümkün olduğunca daha fazla çıkar sağlamaya, kendi istek, tutku ve egolarını tatmin etmeye, kısa bir yaşam süresini sorumsuzca geçirmeye çalışırlar. Ahlaki ve insani yönden bir güzellik elde etme konusunda ise çabaları yok denecek kadar azdır.
Çünkü bunun kendileri için bir çıkar yolu olmadığını düşünürler. Hatta aksine yardımsever, şefkatli, merhametli, hoşgörülü, vicdanlı kısacası üstün ahlaklı insanları kendi çarpık bakış açılarıyla "saf" kişiler olarak değerlendirirler. Menfaati her şeyin üstünde gören kişilerin aile bireyleri arasındaki ilişkilerde de açıkça fark edilen bir tahribatın yaşandığı görülür. Yaşanan düzen bu.
Düzene ayak uyduramayana “yar saçların lüle lüle”..
Hakem camiasında da arkadaşlıklar menfaat üzerine kurulmuş..
Menfaat, insanların birbirleri için fedakârlıklarda bulunmaları, sevgi göstermeleri, dayanışma, cömertlik gibi değerleri tamamen ortadan kaldırmada etkin rol oynuyor. Bu rol her şeyden önce bazı insanları birbirlerine insan olarak değer vermemelerini öğütlüyor sanki.
Biat etmek bu camiada çok önemli. Eğer bu yoksa bir yerlere gelmeyi aklınızın ucundan bile geçirmeyin.
Köşe başları tutulmuş. Yukarılara çıkmanın altın anahtarı üç- beş kişinin tekelinde.
Görev başındakiler kendilerinin eleştirilmesini istemezler. Onlar sürekli “Şakşakçılığı” severler.
Hakem camiasını en yakından takip eden biri olarak, kalırsa bu MHK’ya giderse gelecek MHK’lara bazı önerilerim olacak..
1-Kesinlikle bir daha değişmeyecek şekilde bir hakem Talimatı çıkarılmalı. Kişilere göre değişmeyecek ve yap-boz olmayacak bir anayasa gibi bir talimat yapılmalı.
2-Geçmişten günümüze doğal olarak zamanla alışkanlıklara ve dolayısıyla biçimselliklere dönüşen uygulamalar üzerinde durularak kanıtsamaları önleyici değişikliklere gidilmeli.
3- Gerçek ihtiyaca ve istatistiki verilere dayalı geniş kapsamlı ve sürekli bir eğitim politikası tespit edilip uygulamaya konulmalı.
4-Seminer ve kurslar dışında da hakemin sürekli olarak kendisini yenileyip formunu koruması sağlanmalı ve uygulamalarda kişisel görüşlerden kurturulunmalı.
5- Hakemlere sadece oyun kaideleri ezberlettirilmemeli onlara ruh da verilmeli.
6-Hakemlere psikolojik yönden de yönelinmeli.
7- Hakemin değerlendirilmesinin objektif esaslara bağlanmalı.
8-Hakemlere bir şey vermeden her şeyi kişiden bekleme alışkanlığından vazgeçilmeli.
9- MHK’nun eğitim dahil faaliyetleri genellikle bir kenara iterek kendilerini esas itibariyle müsabakalara hakem tayini yükümlü saymaları zihniyetinden vazgeçilmeli.
Eğer yukarıda tespit ettiğim konuların üzerine gidilmezse, Türk futbol hakeminin ve müessesinin aşamasını sürdürmesini beklemek çok fazla iyimserlikten ötede bir anlam taşıyamayacak tüm aksaklıklar ile başarısızlıkların kişilerin günahı olarak değerlendirilmesi yanılgısı bundan böylede sürüp gidecektir.