Hakem yöneticilerine camiada defalarca yaşanan bu adaletsizlikleri yazdık ve de yazmaya devam edeceğiz. Bizim adımız Hakemin Sesi.
Biz bu ses şahsımızın sesi değil bu hakem camiasının sesi.
Devamlı anlatmamıza rağmen hakemliğin eskiden beri süregelen kapalı oligarşik düzeni aynen devam ediyor.
Belli bir zümrenin yönetimi, istekleri ve sadece kendi düşünceleri, istedikleri aynen devam ediyor.
O yüzdendir ki MHK değişimlerinde alternatif üretemiyor ve o yüzdendir ki hakemlikte babadan oğula veya akraba ve yakın çevreye iltimas hala devam ediyor. Çünkü sistem kapalı ve değişime geçit vermiyor.
Ben değişeceğine olan inancımı hep korumak istiyorum. Gerçi uzun zamandan beri değişmedi ama umut olmazsa yaşam bitmiş demektir. Umudumu yine de koruyorum..
12 yıldır UYH olarak görev yapan bir kardeşimizi mercek altına aldım. UYH olarak aktif hakemler içinde en çok yardımcı hakemlik yapanlardan biri.
Şimdiye kadar hiçbir koşuda başarısız olmamış. Düşük notu 12 yılda 1 veya 2 dir. (7,4- 7,9) diğerleri hep 8,1 den yukarı ve genelde de 8,4. Zaten notları düşük olsaydı şimdiye kadar çoktan düşürürlerdi. İşin garip tarafı hiç ÜKYH için adı bile geçmemiş.
Tahmin ediyorum sezon sonu hakemliğimi sonlandırıp gözlemci olmak için başvuru yapar..
Ancak yapılan keyfi uygulamalara en çarpıcı örnek bu yaş kriterleri olsa gerek.
Camiada en çok konuşulan konu: Aynı işi yapan kişiler arasında ayrım yapılıyor iddiası. Üst klasmanda 45 yaşında olup, 2 koşuyu zor bela koşturulan! hakemlere sen hakemliğini yapabilirsin denirken, 2.lig ve 3.ligde ise 38 yaşında olup, senede 4 koşuyu nizami koşan, hakeme sana ihtiyacımız kalmadı denilebiliyor.
Türkçesi alt ligler bizim hakem yetiştirme alanımız, müsabakaların nasıl bittiği hiç önemli değil, bize tecrübeli hakem gerekmiyor. O yüzdende bölgeselden 3.lige, 3.ligden 2.lige hakemler 1'er yıl kalarak hızlı hızlı çıkarılıyor. Müsabakaların nasıl bitirildiğini düşünebiliyor musunuz?
Yeni çıkan hakemlerde tecrübe eksik, hakemlik etiği eksik, ne saygı, ne deplasman planlaması, ne arkadaşlık, ne müsabakalarda görev bölüşümü vb. Yani müsabakalara motive olmamak için herşey mevcut.
Günü kurtarma düzeni!
MHK bir kariyer planlama yapması lazım. Her hakem FİFA yada dünya Kupasında maç yönetecek bir Cüneyt Çakır olacak değil. Mevcut olanlar arasında olma şansı olan da hiç yok. niye? Çünkü bir kariyer planlaması yok. Mevcut düzen günü kurtarmaktan başka bir şey değil.
Nasıl mı olacak? Gayet basit.. Türkiye genelinde rakam olarak 5-10 arası çok yetenekli genç hakemleri alırsınız, bunları talimatlara da koyarak seri vaziyette yukarılara taşırsınız ve "ELİT" olmasına her türlü yardımı elinizden esirgemezsiniz. Diğer ligleri ise takımları düşünerek hakem ataması yaparsınız.
Her hakem FİFA olacak diye bir şey yok. Hakemin tecrübesi varsa yaşı belirli bir yere gelmişse bırakın o hakem de BAL liginde maç yönetsin. Bırakın o hakemler 3. ve 2 liglerde görev yapsın.
MHK sadece Süper Lig takımlarını düşünmemeli. Aşağı liglerde yangın yaşanıyor ama kim biliyor? Takımların yapmış oldukları transferler, harcamış oldukları büyük meblağlar ve alın teri hiçe mi sayılıyor?
Bunun için her takımın hakem camiasından beklentisi haklarının yenmemesi. Hiçbir hakem hak yemek için çıkmaz ancak maçı kaldıramayan hakemlere maç verirseniz hata üzerine hata yapar. Neticede hata yapıldığında takımında hakkı yenmiş olur.
Onun için bu konu bir daha düşünülmeli. Talimatlar ona göre hazırlanmalı. Yoksa daha 10 sene hakemlik yapacak kişileri kısa yoldan gözlemci yapmış olursunuz..